Ocak 18, 2009 · Kategori: SIIRLERIM

S A N C I

Bir sancı var içimde dörtnala koşuşturan
Sevincime gem vurup dizgininde susturan
Sol tarafta nal sesi bedenim çorak toprak
Koştukça yalpalıyor ömür dediğin yaprak
Şahlanıyor hışımla dert denen zıpkın kısrak
Her kamçıda düşüyor gözyaşı yumak yumak
Dizginlerin tozunda nefesim daralmakta
Terkisinde acıdan hevesim kırılmakta
Yularına sarılsam bu sancılar diner mi?
Kösteğini bağlasam gülüşlerim döner mi?

Akın akın bir dert ki her zerremi kuşattı
Yaz ayında gönlüme kara kışlar yaşattı
Yıkıp döküp bendimi sere serpe uzattı
Gençliğimi har vurup harmanlara asarım,
Dillerime gem vurup yıllar yılı susarım.

Bir sancı var içimde fay hattından beslenen
Artçılar çoğaldıkça nefesimde puslanan
Hayalleri devirip umutları savuran
Yüreğimi ateşle, lavlarıyla kavuran
Bir feryat ki içimden, can evimden seslenir
İçin için kemirir, hislendikçe hislenir
İşte yine bir güne depremlerle uyandım
Kütleler düştü can’a kızıllara boyandım
Gayb’a giden bu yolda acılar mı olmalı?
Ömürlük sevda düşüm yaşlarla mı dolmalı?

Her aşk böyle mi Heyhat! Her sevda dert mi saçar
Beni benden alarak kuşlar gibi tez uçar
Sarmalayıp ruhunu, başka yüzde gül açar
Yüreğimi pay edip dere tepe eserim,
Bu yoksul, sensiz teni; lime lime keserim.

Bir sancı var içimde yaylım ateş çoğalan
Mevzilerden süzülüp tabur tabur dağılan
Dört taraf kuşatılmış ne yöne dönsem kurşun
Hüzün dağıdır gönlüm dertlerim arşın arşın
Donanma dalga dalga her yanımdan vurmakta
Bir tek aşkım ayakta tek başına durmakta
Mermiler sağnak sağnak boşalırken üstüme
Hakka boyun eğerek bürünürüm postuma
Her aşk’ın cilvesi mi cayır cayır yakmalar
Tutuşturup gönlümü günden güne yıkmalar

Biçare bedenime çaresizlik çökse de
Onca keder gönlüme süngüleri çaksa da
Düşlerim melâl olup umutları yıksa da
Sulu sepken hayalin saçağına pusarım,
Teni, serip ateşe; hayatıma küserim.

Ahmet EROĞLU

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Temmuz 25, 2008 · Kategori: SIIRLERIM

SEYR-İ ÂLEM GÖZLERiN

Zümrüt müdür gözlerin, ışıl ışıl işlenmiş
Ay gibi, yıldız gibi mehtapla gümüşlenmiş
Tutunsam da ferine, şavkında sabahlasam
Alazında kavrulup, gölgende ferahlasam
Simli bir sedef taşı, titrek terli şüheda
Nazlı nazenin nurlu, bitmek bilmez o eda
Gül sineme işledi bade sunan bakışlar,
Mahkûmu etti beni parıldayan nakışlar.

Nehir midir gözlerin, dalga dalga tozarsın
Islanmış yüreğime, kuytulardan sızarsın
Yusuf’u çeken bakraç, hicabından pay olur
Dağdan inen dereler; helâk olur, zay’olur
Bin yıllık buz kütlesi gülüşünle ışınır
Tane tane ufalıp, yamacına taşınır
Suların engininde tutuklayan o gözler,
Dalgasıyla ruhumu tetikleyen o gözler.

Dere midir gözlerin, gürül gürül çağlarsın
İnsanlık alemine ab-ı hayat sağlarsın
Yamacına yaslanıp yosununda paslansam
Süzüm süzüm süzülen, serininde ıslansam
Kum olsam çakıl olsam, kıvrımlı yatağında
Su içsem kana kana, doyulmaz yutağında
Düğüm düğüm dolanıp ezgi döken o gözler,
Sızım sızım sızlayıp boyun büken o gözler.

Alev midir gözlerin, harıl harıl yakarsın
Bir bakışta ufkumun kalesini yıkarsın
Çırpınırım çaresiz, çehreni bana dönsen
Her şeyine razıyım, yeter ki bana dön! Sen
Kuşattı hararetin, sarmaladı ahımı
Yanmışım, yıkılmışım duy artık eyvahımı
Kandiller ışığında yol gösteren o gözler,
Alaflı bakışıyla kor estiren o gözler.

Şarkı mıdır gözlerin, yanık yanık ağlatan
Yunuslara yazdırıp ozanlara söyleten
Bestekârı kandırıp nota nota dizdiren
Müzisyeni kızdırıp akordunu bozduran
Gitarın tellerine gül deren, güller seren
Sesine nefeslenip can veren canlar veren
Keskin bıçaklar gibi yaralayan o gözler,
Dert üstüne dertleri sıralayan o gözler.

Kitap mıdır gözlerin, satır satır muhteva
Okunsa iki mısra, hastalar bulur deva
Nice cümle cahili âlim eder şah eder
Cemalini görmeyen; ahlar eder, vah eder
Kitabende bir yazgı bana da yazılsaydı
Bir gün yaşayıp senle, mezarım kazılsaydı
Yabani ve korkulu, ürkek bakan o gözler,
Semânın rayhasından gönle akan o gözler.

Şiir midir gözlerin, satır satır bezenmiş
Belli ki yazan kalem, özenmiş çok özenmiş
Hece hece dizilmiş, aruz beyit döşenmiş
Kanatlanan imgeler, lale sümbül kuşanmış
O gözler ki Mecnun’u çöllere düşürmüştür
O gözler ki Kerem’e dağları aşırmıştır
Aklımı baştan alıp sayıklatan o gözler,
Beni benden çalarak, tutuklatan o gözler.

Kale midir gözlerin, sıra sıra neferler
Ne mümkün düzenlensin anlı şanlı seferler
Yaşama çizgi çekip surlarında asılsam
Lime lime doğranıp ateşinde yakılsam
Söyle geçer mi? Heyhat! Söyle ey soylu kale
Bende ki bu yangınlar, bende ki bin bir çile
Gül sineme işledi bade sunan bakışlar,
Mahkûmu etti beni parıldayan nakışlar.

Ahmet EROĞLU

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Hazirane 20, 2008 ·

Aşkı Umman Kıldığım (Selenay III)




Kınından çıktı artık duygularım
Kılıçları kuşanıyor sensizliğe
Hasretin yollarıma serilince
Özlemin dolar damarlarıma
Her günüm bir intihar,
her intihar bir sen doğurur bakışlarımda

Yokluğun müebbed bir mahkum
Pusu, zifiri gözlerin
Celladım olur anılar
Her gece
Hırsımdan vurup dökerim zerrelerimi

Gitmemelisin Selenay
Gidip de yıkmamalısın duygularımı
Köhne-viran sokaklara dökülen umutlarımı
..ve yağlı urganlara bağlanan çığlığımı
Germemelisin çarmıha
Yoksa
Her gidiş bir sen çoğaltacak yine bende
Her kaçış bir gökyüzü
Her hatıra bir buhran

Ey uğruna aşkı umman kıldığım!
Şimdi;
Yırtarak fezayı ellerimle
Sana koşmak vardı
Bir akşam üstü dolunaylı gözlerine ulaşmak
Gecenin yorgun kanatlarında
Yüreğimi nergis bahçeleri arasında
Avuçlarına bırakmak

Sözlerim ağıt olsun sevdalılara
Bakışlarım yağmur yüklü bulut
Gözlerimi mühürledim perçemine
Umutları bağladım yollarına
Yokluğun yedi iklim hüzün doğurmadan bakışımda
Nefesimden kasırgalar boşalmadan
Bir ışık yak uzaklardan
Bir ses
Bir fısıltı dökülsün dudaklarından...

17.05.2008
Ahmet EROĞLU

Yorum (yok) Yorum yaz!